3 Temmuz tarihinden itibaren yaşanan süreci; ahlaklı olmak, vicdan sahibi olmak,
zor durumda olana bir tekme daha vurmamak, fırsatçı olmamak ve sahip olduğumuz
GALATASARAYLILIK duruşu ve kültürü adına sessizlikle takip ettik. Ancak, yavuz
hırsızın ev sahibini bastırmaya çalıştığı bu noktada, oynanan bu orta oyunu;
trajikomik ve sonuçları Türk sporuna ahlak ve etik değerler açısından çok ciddi
zararlar vereceği ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ; ”Ben sporcunun zeki
,çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” deyişiyle tam zıt bir hale dönüşmesi
endişesiyle; bu açıklamayı yapmamız kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.
Kökleri yüz yılı aşan büyük camiaların, bugüne kadar getirdikleri bu tatlı
rekabet ve daha başarılı olabilme çabaları muhakkaktır ki; Türk sporuna çok
büyük bir vizyon ve ivme kazandırmıştır.
Unutulmamalıdır ki, son senelerde bireylerin şahsi çıkarları,hırsları ve
egoları, ”Biz cumhuriyetiz, biz tek büyüğüz, biz ve diğerleri” gibi söylemleri
bağlı oldukları kulüpleri sevilmeyen ve antipatik bir hale dönüştürdüğü gibi ;
masum ve sadece renklere aşık olan taraftarları da bu psikolojiye sürüklemiş,
kin ve nefret tohumları ekmiştir. Bu zihniyet, camiaların bu güzide dostluğuna
zarar vermektedir. Ve ne yazık ki; bireylerin yaptığı hatalar ayyuka çıkmış ve
sporun temel ilkeleriyle tezat davranışları tüm kamuoyunun gözleri önüne
serilmiştir.
Üzülerek görüyoruz ki, sadece gündemi değiştirmek adına daha önceki senelerde de
istifa ederek ve farklı yollarla yapıldığı gibi şimdi de amacı sadece spor
yapmak ve sporda başarılı olmak olan kulüpler,anlam veremediğimiz bir şekilde
borsa değerleriyle mukayese edilmek istenmektedir. Amaç spor yapmak olmasa,
kulüp isimlerinin sonunda Spor Kulübü ibaresi yerine ” ………. Bankası …………Factoring
Hizmetleri” olması daha makul olurdu. Kaldı ki; kulübümüzün sahip olduğu bir tek
arazi ve dünyada emsali olmayan bir küçücük adanın varlığını sizlere
hatırlatmanın yeterli olduğunu düşünmekteyiz. Ancak biz, müzemizde bulunan yerel
ve uluslararası kupaları kendimize övünç kaynağı olarak görmekteyiz ve sizlerle
bu kriterler üzerinden yarışmak niyetindeyiz.
3 Temmuz’dan bugüne kulübümüzün olaylar karşısındaki net duruşu hiç
değişmemiştir. Ancak şimdi soruyoruz; çok değil daha 30 gün önce 58.madde
değişmezse Türk futbolu batar diyenler, şimdi neden 58. madde değişmesin
demektedirler? Eğer Türk futbolu, 20 milyon fenerbahçe taraftarı dekoder satın
almadığı takdirde batıyorsa, 25 milyon GALATASARAY taraftarı dekoderlerini iade
ettiği takdirde batmaktan kurtulur mu?
Yaşanan süreçte TFF özerk yapısıyla, krizi ivedi bir şekilde sonuçlandıramamış
,”geciken adalet, adalet değildir” deyişi ile ivedi karar alamamış ve bu krizi
daha da içinden çıkılması imkansız hale dönüştürmüştür. Ortada bir suç var ise,
bu suça ne ceza verileceğinin kararını yine bu suçu işleyen kulüplerin
yöneticilerinin çoğunluğuyla oluşmuş bir heyete sormak ; ne kadar etik ve
adaletlidir?
Oyun oynanırken kural değiştirmek, belki maddi yapıda oluşacak çöküşleri
kurtaracak, ancak, sporu spor yapan ahlaki değerleri büyük bir çöküntüye
uğratacaktır ve olaylarda adı geçen kulüpler bu lekeyi var oldukları sürece
sırtlarında taşıyacaklardır.
Biz diyoruz ki;
Suçlu olanlar sonuçlarına katlansınlar ve cezalarını çeksinler. Yeniden,
tertemiz ve “biz tek büyüğüz, cumhuriyetiz” zihniyetinden arınarak, yüzyılı aşan
bu ezeli rekabet ve ebedi dostlukta ayrılmaz bir bütünün iki parçası olduğumuzu
hiçbir zaman unutmayarak bu rekabete yeniden hayat versinler.
Daha önce de kamuoyuna sorduğumuz gibi ; şimdi de siz Türk sporunu yönetenlere
soruyoruz…
ATATÜRK SPORCUNUN ZEKİ, ÇEVİK VE AYNI ZAMANDA AHLAKLISINI SEVİYOR; YA SİZ ? ultrAslan